Salı, 24 Nisan 2018
Ana Sayfa arrow Kırşehirimizin Tarihi






Şifremi unuttum !
Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun








 

Sitemize Hoş Geldiniz Kırşehir Akpınar İlçesi Alişar Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
 
Kırşehirimizin Tarihi Yazdır E-Posta
Yazan Administrator   
Pazartesi, 29 Ocak 2007

 



BEN ETİ,BEN SÜMER,BEN KAPODOKYA,BEN BEHRAMGAH,
BEN HACI BEKTAŞ,BEN AHI EVRAN, BEN AŞIK PAŞA,BEN GÜLŞEHRİ,BEN YUNUS EMRE ,BEN CACA BEY,BEN ŞEYH EDEBALI,BEN TÜRKMANI,BEN DADALOĞLU,BEN AŞIK SAYIT,BEN KUVAYI MİLLİYECİ MÜFTİİİ SABIK HOCA,BEN MÜFİT KIRŞEHRİ ÖZDEŞ,BEN OĞUZ ÖZDEŞ,BEN KIRŞEHRİİİM.

 

Kırşehir 1867 yılında bucak, 1869 yılında
ilçe, 1870 yılında sancak olmuş,
Avanos, Keskin ve Mecidiye (Çiçekdağı) ilçeleri Kırşehir'e başlanmıştır.
1921 yılında bağımsız mutasarriflik, 1924 yılında il olan Kırşehir'e Avanos,
Çiçekdağı, Hacıbektaş, Mucur ilçeleri bağlanmıştır. 1944 yılında ilçe olan
Kaman, Kırşehir'e bağlanmıştır.



20 Temmuz 1954 tarihinde 6429 sayılı kanun ile Nevşehir il, Kırşehir'de
Nevşehir iline bağlı bir ilçe haline getirilmiş Çiçekdağı ilçesi Yozgat'a,
Kaman Ankara'ya, Hacıbektaş, Mucur ve Avanos da Nevşehir'e bağlanmıştır.



01 Temmuz 1957'de kabul edilen 7001 sayılı kanunla Kırşehir tekrar il haline
getirilmiş, yeni ile Yozgat'ın Çiçekdağı, Ankara'nın Kaman ve Nevşehir'in
Mucur ilçeleri bağlanmıştır.


 

TARİHTE KIRŞEHİR

KIRŞEHİR'İN ADI



Kırşehir tarihi, Hititler dönemi ile anılmaya başlar. Fakat, ilin adının o
zaman ne ol­duğu henüz bilinmemektedir. İlin bir ara Aquae Saravenas
(Akova-Saravena) adıyla (M.Ö.2.yy.) bilindiği anlaşılmıştır. Önceleri
Makissos (Macissus) adıyla anılan kent, im­parator I. Jüstinianos devrinde
(527-568) yeniden kurulmuş ve Jüstinianopolis diye anılmaya başlamıştır.



Uçsuz bucaksız kırın ortasında yükselen bu kente Türkler "Kır şehri" adını
vermiş­lerdir. Kır şehri zamanla halk dilinde "Kırşehir" oldu. Bu gün bile
bazı köylerinde yaşa­yan halk, burasını Kyr şehri diye anar. Kırşehir ismi
Türkçe'dir. Bir rivayete göre de Timur'un Anadolu'ya gelişinde kendisine
karşı koyan burada yaşayan halkı göstererek "kırın şehri" dediği, daha sonra
bunun Kır şehri olarak değiştiği ve bu günkü ismini aldığı da
söylenmektedir.

KIRŞEHİR'İN TARİHİ



1 - Tarih Öncesi Çağda Kırşehir (Tunç Dönemi M.Ö. 3000-2000)



Kırşehir ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda Kırşehir'in tarih öncesi
çağda,özellikle Tunç çağı döneminin etkisi altında kaldığı görülüyor.
1943'te Hashöyük kazılarında ilk Tunç çağı'na ait beş-altı tabaka tespit
edilmiştir. Bu tabakalarda taş ve kerpiç yapı temelleri, siyah renkli
seramik parçaları, çömlek ve çanaklar bulunmuştur. Bu ka­lıntılar bölgede
ilk Tunç çağı döneminin (M.Ö. 3500-2000) yaşandığını açıklar. Hashöyük ve
?ehir merkezindeki Kale'de başlayan kazı çalışmaları ile Kaman'a bağlı
Çağırkan kasabasında yapılan kazılardan yeni bilgiler de elde edilebilir.



Çağırkan kasabası yakınında bulunan Kalehöyük'ün tarihinin M.Ö. 1750-600
yıl­larına kadar uzandığı sanılmaktadır. Kazılar sonunda 25 metre
yüksekliğindeki höyük ve buradan çıkarılan iki büyük küp ve diğer
buluntular, yörenin tarih öncesi dönemini aydınlatır. Kırşehir'in
kuruluşunu, ilk çağlarda Anadolu'yu kuzey-batıdan, güney-doğudan bir baştan
bir başa kesen eski ve işlek bir anayolun ortasında bir durak ve yerleşme
yeri olmasında, Asya'dan Avrupa'ya giden önemli karayolları üzerinde
bulunuyor olmasında, ayrıca Kapadokya bölgesine de yakın olmasında arayan
bilim adamları olmuştur.



2 - Hitit Dönemi (M.Ö. 1850-1200)

Kırşehir Hititler'in yerleşim yeri olan Kızılırmak yayı içinde olduğundan,
Hititler döneminin Kırşehir'de yaygın bir şekilde yaşandığı kesindir.
Kalehöyük'te yapılan kazılarda yerleşim alanının en alt tabakasını Hitit
döneminin teşkil ettiği ortaya çıkmıştır. Bu kazılar sırasında erken ve geç
Hitit çağlarına ait kalıntı ve eserler gün yüzüne çıkarılmıştır. Resmi veya
saray yapılarına ait olduğu ,sanılan duvar temelleri ile mühürler, takılar,
seramik mutfak eşyaları ve Hitit çağına ait çivi yazılı bir tablet parçası
da bulunmuştur.



Kırşehir'e bağlı Sevdiğin Köyü'nün 10 km. kadar kuzeydoğusunda bir Hitit
Prensi'nin adının geçtiği yazılı taş blok bulunmuştur. Bu taş blokun bir yol
işareti olduğu ve yakınlarından Hitit dönemine ait bir yolun geçtiği
sanılmaktadır.



Kırşehir'de Hitit dönemi tarihi için önemli bir belge olan ve "Malkayası"
olarak bili­nen bir yazıt bulunmuştur. Prof. Dr. H. Th. Bossert bu yazıtı
incelemiş ve bunun bir yol levhası olduğunu açıklanmıştır. Malkayası
yazıtının bir yol levhası olması Kırşehir'in de Hattuşağ'tan güneye inen yol
üzerinde bulunması ilin Hititler döneminde önemli bir mer­kez olduğunu
açıklar. Bunun dışında yine Hitit döneminden kalma önemli bir eser de
Öküztaşı olarak bilinen Hitit Sunaşı'dır. Bu sunak, üzerinde bir adak
havuzunun yer al­dığı kare prizma bir gövde de iki öküz başının bulunduğu
bazalt taşından yapılmıştır.



1950'de yapılan Merkez Kalehöyük'deki araştırmada Hitit dönemine ait çanak
­çömlek parçaları bulunmuştur. M.Ö. 1600'lerden M.Ö. 1200'lere değin
Hititlerin yaşadığı bu yöre M.Ö. 675'e kadar Frig'lerin yönetimi altına
girmiştir.



3 - Frig Dönemi



Hititlerin zayıflayıp gücünü yitirmesi üzerine yöreye Frigler hakim
olmuştur. Kızılırmak ve Tuz Gölü'ne kadar sınırlarını genişleten Frigler,
M.Ö. 1200'den itibaren başta Batı ve Orta Anadolu olmak üzere geniş bir
alana yayılmışlardır.

Kimmerler Frigler'i yenilgiye uğratınca Lidyalılar Anadolu'nun batı
kısımlarını ele geçirdiler ama Kırşehir'e kadar ilerleyemediler. Kırşehir
daha sonra M.Ö. VIl.yy.da Medlerin egemenliğine sonra da Persler'in
egemenliğine girmiştir.



4 - Pers Dönemi (M.Ö 546-332)

Med Devleti, M.Ö. 550'de Persler tarafından yıkılmış ve ardından Anadolu
Pers hakimiyetine girmiştir. Kırşehir, Perslerin Katpotukya (Kapadokya) yani
"Güzel Atlar Ül­kesi" adını verdikleri bölgenin batısında yer alıyordu.
Persler, vergi yoluyla yöreye hakim olmuştur. Yöre halkı ise, aşırı vergiler
altında ezilince çeşitli kaleler yapmak zorunda kalmıştır. Kırşehir ise bu
çabaya girmemiştir. Çünkü toprakları çok kıraçtı. Persler ise M.Ö. 334'de
Büyük iskender'in ordusuna yenildiler ve Makedonlar Kırşehir'i ele
geçirdiler. Yöre halkının ayaklanmasından sonra Kapadokya kralı olarak M.Ö.
332'de Ariarates bağımsızlığını ilan etmiştir.



5 - Kapadokya Krallığı Dönemi (M.Ö. 333-M.S. 18)

Kapadokya (Kappadokia) krallığı M.Ö. 333'de kurulmuştur. Bu krallık
döneminde Kırşehir ve yöresi yolun bir baskı yaşamıştır. Komutan Evmenes ve
Antipatos dönem­leri ise bu kişilerin Kapadokya bölgesini ele geçirme
istekleri yüzünden savaşlarla geç­miştir. Ariarates öldü. Büyük iskender'in
ordusunu yenilgiye uğratan ii. Ariarates ise Kırşehir'in kuzeyine egemen
olmayı başarmıştır. Daha sonra bu bölge toprakları Orta Av­rupa'dan Galat
(Kelt) topluluklarının akınına uğramıştır. (M.Ö. 220-163) M.Ö. Il.yy.
son­larında Pontus Kralı Mithradaset buraları denetimine almıştır. Bu
dönemde yöre "Aqu­aesaravenea" adıyla anılıyordu.



iy M.Ö. 85 yılında Roma egemenliğine girmiştir. Kapadokya yöresi M.Ö. 18'de
Ro­ma imparatoru Tiberius tarafından Roma'ya bağlanmış ve Tiberius burayı
eyalet yapmıştır. Kırşehir sınırları içinde Kapadokya krallarına ait
sikkeler bulunmuştur.



6 - Roma Dönemi (M.S. 18-395)

Kapadokya, Roma eyaleti haline geldikten sonra yörede Hristiyanlık hızla
yayılma­ya başlamıştır. (3.yy.) Buna karşılık Roma imparatoru'nun
desteklediği puta tapan rahip­lerle Hristiyanlar arasında büyük bir mücadele
olmuştur.



Kapadokya bölgesinde III. ve IV. yy.lara ait Hristiyanların sığınmak ve
korunmak amacıyla yaptıkları pek çok yeraltı şehri bu sebeple ortaya
çıkmıştır. ilimiz ise bu döne­me ait; Mucur yeraltı şehri, Dulkadirli inli
Murat yeraltı şehri, Aşıkpaşa yeraltı şehri, Küm­betaltı yeraltı şehri gibi
on tane yeraltı şehri bulunmaktadır. Kırşehir 395'e kadar Ro­ma'ya bağlı
kalmıştır. ilimizdeki höyüklerin bir kısmında Roma dönemine ait
çanak-çöm­lek parçaları ile bu döneme ait sikkeler bulunmuştur.



7 - Bizans Dönemi (395-1071)

Bizans döneminde Makissos, daha sonra da Justinianapolis adıyla anılan
Kırşehir'i aynı yüzyılda yaşayan tarihçi Prokopios'un bildirdiğine göre;
Justinianus Kırşehir'i yeniden imar ederek kent durumuna getirmiştir.
Mazaka'da (Kayseri) ekonomik hayatın daha canlı olması nedeniyle Kırşehir
halkı buraya göç etmiştir. M.S. 605 yılında iran Sa­sani Devleti, Kırşehir'i
istila etmiştir. 626'ya kadar bölge Sasani ve Bizans akınlarıyla
sarsılmıştır. 647'de Emevi devletinin şam Valisi Muaviye Kayseri ve Kırşehir
dolaylarını işgal etmiştir.



Kırşehir merkezine bağlı Taburoğlu Köyü yakınlarındaki Üçayak Kilisesi,
Kaman Temirli'deki kilise, Mucur Aksaklı ve Aflak köylerindeki Kaya
kiliseleri, Derefakılı kilisele­ri, Mucur Manastır ve Keşiş Sarayı, Bizans
dönemine ait mimari kalıntılardır. Kırşehir ci­varında da Bizans dönemine
ait kandiller, takılar, sırlı mavi ve sarı renkli seramik eşya­lara
rastlanmıştır.



8 - Anadolu Selçuklu Dönemi (1071-1308)

1071 'de Bizans'ı yenilgiye uğratarak Anadolu'yu Türk yurdu haline getiren
Türk orduları, Anadolu içlerine kadar yayılarak Anadolu Selçuklu Devleti'ni
kurdular. 1075'de Kutalmışoğlu Süleyman şah, Kırşehir'i topraklarına
katmıştır. Anadolu'ya ve Kırşehir'e gelen Oğuz boyları, yerleştikleri
yerlere genellikle kendi boy, oba ve yer adları ile kişi ad­larını da
vermişlerdir. Bugün Kırşehir içinde kasaba ve köy adı olarak Oğuz
boylarından "Çepni, Bayındır, Buğduz (Büğdüz), Kargın, Yazır, Kınık, Avşar"
boylarının adları ile oba, oymak ve diğer Türkçe adlar yaşatılmaktadır.



Haçlı seferleri sırasında Orta Anadolu toprakları elden çıkmıştır.
Danişmentliler 1120'de Kırşehir'i kendilerine bağlamışlar ve o dönemde
Kırşehir "Gülşehir" olarak ad­landırılmıştır. 1174'de Kılıçaslan, Kırşehir'i
yeniden Selçuklu Devleti'ne bağlamıştır. II. Kılıçaslan 1186'da Türk
geleneğine uyarak devletin topraklarını on bir oğlu arasında paylaştırınca
Kırşehir, Muhiddin Mesud'a düşmüştür. Kardeşi Rukneddin Aslan Konya'yı ele
geçirdikten sonra Ankara ve Kırşehir'i de kendine bağlamıştır (1203).
1220'de Ala­addin Keykubat Mengücekler'in Kemah koluna son vermiş, Mengücek
boylarından Mu­zaffer Muhammed'e şebinkarahisar'ı kan dökmeden teslim ettiği
için Kırşehir'i tımar olarak vermiştir. Kırşehir bu dönemde imar edilmiş ve
bir kültür kenti haline getirilmiştir.



Moğol istilası döneminde Kırşehir, Moğol ordularının yaylak ve kışlası
durumunda idi. Kırşehir Muzaffer Muhammed'e verildikten sonraki dönemde Baba
ishak çevresinde toplanan Türkmen boylarının silahlanmasy üzerine Selçuklu
Sultanı II. Gıyasettin Key­hüsrev 60.000 kişilik bir orduyu yardıma
çağırmıştır. Selçuklu ordusu Türkmenleri ve başında bulunan Baba ishak'ı
Kırşehir'in Malya ovasında yenilgiye uğratmıştır (1240).



1243 Kösedağ savaşından sonra Moğollar Anadolu'yu kesin bir şekilde
hakimiyet­Ieri altına aldılar Sultan II. Keyhüsrev, şemseddin isvahhani'yi
Moğol sultanı Batuhan'a elçi göndermiş, anlaşma yapılmasını sağladığı için o
Kırşehir ita amirli?i ile subaşılığına getirilmiştir. IV. Kılıçaslan
zamanında Caca oğlu Nureddin, 1262'de Kırşehir' suba­şısı olmuştur. il onun
zamınında çok gelişmiş, bayındır bir il haline gelmiştir. Caca oğlu Nureddin
Bey güvenlik ve barığa önem vermiştir. ilde Cacabey Medresesi ve külliyesini
kurmuştur. Memluk Sultanı Baybars 1277'de Anadolu'ya gelerek Elbistan'da
Moğolları yenilgiye uğratmış, Selçuklu ordusunun bir bölümü bu savaş
sırasında Memluklular'a katılmıştır. Cacabey de, kardeşi ile Mısır Memluk
Sultanı Baybars'a esir düşmüştür. Baybars, esirleri serbest bırakınca
Cacabey Kırşehir'e dönmüştür.



Cacabey, Türk halkını koruması, yüksek bir ahlaka sahip olması özü-sözü pek
bi­ri olması dolayısıyla Anadolu'da çok sevilmiştir. Öz Türkçe konuşup Türk
kültürünün ve eserlerinin Kırşehir ve Anadolu'ya yayılmasına öncülük
etmiştir. Cacabey XIII.yy.da Anadolu'da yaşamış olan diğer Türk
büyüklerinden Hacı Bektaşi Veli, Mevlana Celalettini Rumi ile de görüşmüş,
hatta onların övgülerine bile mazhar olmuştur.



Nureddin Cacabey'in 1272'de Kırşehir'de kurmuş olduğu Cacabey Medresesi onun
adını ebedileştirmiştir. Bu medrese aynı zamanda bir rasathane idi. Batı
Türkis­tan'da Uluğ Bey'in rasathanesine ise Selçuklular zamanında Kırşehir
Cacabey rasatha­nesi de o derece önemli idi. Bugün cami olarak kullanılan bu
medresenin dış köşelerin­de sütunlar, uzay araçlarına benzetilmektedir.
Cacabey medresesinde eğitim tamamen Türkçe idi. Türk dilinin Fars kültürü
içinde erime tehlikesi altında bulunduğu sırada Cacabey, bir kurtarıcı
olarak Türklüğ'ü ayakta tutmuştur. Bu sebeple Ahi Evran, Aşıkpaşa, Hacı
Bektaşi Veli, Ahmet Gülşehri gibi alim ve şairler eserlerini öz Türkçe
yazmışlardır. Bu nedenle Türk tarihinde Cacabey'in önemi büyüktür. Cacabey,
Rum tekfurları ile yaptığı bir çarpışmada şehit düşmüştür (1301). Türbesi
Cacabey Medresesi yanındadır.



Selçukluların başına II. Mesut'un geçtiği dönemde şlhanlı komutanı Baycu
Noyan, Anadolu'da bağımsız davranıyordu. Malya ovasında 300.000 kişilik bir
ordu Baycu No­yan'ı yenilgiye uğratmıştır. Bundan sonra Kırşehir ve çevresi
yakılıp, yıkılmıştır. Ülke dörde ayrılmış; Kırşehir ve yöresi şerafettin
Osman'a bırakılmıştır. Yöre halkı bu dö­nemde vergilerin ağırlığından
bunalmıştır. 1317'de ilhanlı hükümdarının kardeşi Timur­taş Anadolu'da
düzeni sağlamış ve 1322'de bağımsızlığını ilan etmiştir. Timurtaş, Anadolu
karışınca Memlükler'e sığınmıştır.



9 . Beylikler Dönemi



Kırşehir 1365'de Eretna Beyliği'nin hakimiyetine girmiştir. 1381 'de
Kırşehir yöre­sinde yaşayan Tatar boylarından Samaşarlılar, Türkmenler'in
otlaklarına saldırdıklarını iddia edince, Kady Burhanettin, Emir Pir Ali ile
Seyidi Hüssam komutasında bir ordu gön­dererek Türkmenler'i
cezalandırmıştır. 1389'da Mürüvvet Bey, Kırşehir'i ele geçirerek Kadı
Burhanettin'e vermiştir. 1389'a gelindiğinde Yıldırım Beyazıd, kendisine
karşı itti­fak kuran Kadı Burhanettin ile Candaroğlu Süleyman Paşa üzerine
yürümüştür. Kadı Burhanettin savaşmak istemediğinden Kırşehir yöresine
çekilmiştir. Kırşehir Valisi Adil şah'ın teklifiyle kentin surlarını
onartmıştır.



Timur'un 1394'de Anadolu'ya geldiği sırada, onu destekleyen Karamanoğulları
Kırşehir'e saldırarak, şehri yağmalamışlardır. 1396'da Timur'un geri dönmesi
üzerine Kadı Burhanettin, Karamanoğulları'nın üzerine yürüyerek onları
cezalandırmıştır. Kadı Burhanettin öldürülünce Kırşehir halkı şehri Yıldırım
Beyazıd'a vermiştir. Bu sıralarda Beyazıd'a sığınan Karakoyunlu hükümdarı
Kara Yusuf, kendisini Timur'a teslim edileceğinden endişe edince Kırşehir
ve çevresini yağmalamıştır. Timur 1402'de Ankara sava­şında Yıldırım'ı
yenmesi üzerine Kırşehir, Karamanoğullarına verilmiştir.



Anadolu'da Fetret Devri (1402-1413) yaşanırken Karamanoğlu Mehmet Bey,
Çelebi Mehmet'ten yardım istemiştir. şimdiki Çayağzı kasabasında Cemele
kalesinde görüşmüşlerdir. Karamanoğulları ve Dulkadiroğulları'nın
saldırısına uğrayan, yağma edi­len ve zamanla eski canlılığını yitiren
Kırşehir, II. Murat döneminde (1402-1451) Osmanlılar'a kesin olarak
bağlanmıştır.



10 - Osmanlı Dönemi



Anadolu'da Osmanlı egemenliğinin kesin olarak kurulmasından yani Fatih
Sultan Mehmet'in Anadolu Türk birliğini sağlamasından sonra Kırşehir'de
Celali isyanları dışında XIX.yy.ın sonlarına kadar kayda değer önemli
olaylar görülmez,



Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda Ahiliğin büyük rolü olmuş, düzenli ordunun
yani Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu sırasında Hacı Bektaş Veli'nin etkileri
görülmüştür. Yeniçeriler Hacı Bektaş'ı "Pir" olarak kabul etmişlerdir. Katip
Çelebi Seyahatnamesinde; Kırşehir için, havası güzel bir sahrada
kurulduğunu, üzerinde bir kalesi olduğunu yazmaktadır.



1527'de Hacı Bektaşi Veli'nin torunlarından Kalender Çelebi Ankara-Kayseri
yöresinde ayaklanmıştır. Bu ayaklanma büyüyünce Kanuni Sultan Süleyman,
Sadrazam ibrahim paşa komutasında bir orduyu 1528'de Kırşehir yöresine
yollamıştır.



1560'ly yıllara gelindiğinde Anadolu'da yolun bir kargaşa daha yaşanmıştır.
Halkı zorla soyan Hakibe Sührap adlı eşkiyaları cezalandırmak için Kanuni
Kırşehir beyi Memiş Bey'e emir vermiştir. Fakat durum, yani halktan zorla
vergi toplandığı Kırşehir kadısının istanbul'a gönderdiği mektuplardan
anlaşılmaktadır. 1580'de Kırşehir'de bazı medrese öğrencilerinin ayaklandığı
görülmüştür. Bu öğrencileri cezalandırmak için Çıkartılan ferman,
bazılarının işine gelmiş, bunları fırsat bilen bir kısım görevliler halka
zul­metmeye başlamıştır. 1584'de bu ayaklanmayı bastırmak için gönderilen
Msır valisi şehzade Mehmet'in adamları bir çete oluşturarak Kırşehir'deki
köyleri basmıştır ve suçsuz insanları öldürerek mal ve paralarına el
koymuşlardır.



1604-1605'de Hızır isimli bir eşkiya 500-600 kişilik bir güç ile Niğde ve
Kırşehir sancaklarını istila edip, yağmalamıştır. Onun öldürülmesinden sonra
yerine geçen Bıyık Ali'de, Kuyucu Murat Paşa'nın Celali isyanlarını
bastırmak için çyıtığy sefere kadar, böl­gede zulüm ve baskısını
sürdürmüştür. Yine ünlü Celalilerden Tavyl Ahmet Paşa'nın kar­deşi olan
Meymun, çevresine topladığı 7.000 kişi kadar bir kuvvetle Kırşehir ve
çevre­sini talan etmiştir. Kuyucu Ahmet Paşa, Meymun ve adamlarını yenilgiye
uğratarak öldürmüştür (1607).



Devlet otoritesinin zamanla zayıflaması "ayanları" ortaya
çıkarmıştır. Ayanlar Kırşehir ve dolaylarında da etkili olmuştur. Bunlardan
Çapanoğulları Kırşehir'de de etkili olmuştur. Devlet ise, ülke düzeninin
sağlanması ve asker toplanmasında ayanlardan yar­dım istemek zorunda
kalmıştır. 1797 sonunda Vidin ayanı Paspanoğlu Osman ayaklanınca, devlet
Çapanoğlu Süleyman Bey'den yardım istemiştir. O da Kırşehir ve yöresin­den
asker toplamıştır. 1799'da Fransızları Mısır'dan çıkarmak için yapılan
hazırlıklar sırasında Çapanoğlu Süleyman Bey'in 1866'da başlayan Osmanlı-Rus
savaşına asker göndermesine karşıllk, II. Mahmut, Süleyman Bey'e 1808'de
şarkikarahisar sancağı, 1810'da Kayseri sancağı mütesellimliğini, 1811 'de
Kırşehir sancağı mütesellimliğini ver­miştir.



Kırşehir XIX.yy. ortalarında önemini yitirmiş ticaret yolları üstünde küçük
bir durak yeri haline gelmiştir. Bu sıralarda nüfusu yaklaşık 3500 kadardır.
Yüzyylın sonlarına doğ­ru Ankara iline bağlı sancak merkezi halindeki şehrin
nüfusu 8.462 olarak gösterilmek­tedir. Kırşehir kazası merkez kazadır. 185
köy Kırşehir'e bağlıdır. Bu dönemde Kırşe­hir'de 4 medrese, 1 idadi, 1
rüştiye, 2 iptidaiye, mahalle ve köylerde 25 sıbyan mektebi ve 1 Ermeni
mektebi vardır. 1603 ev, 10 han, 600 dükkan, 6 kahve, 25 cami, 19 mescit, 1
kilise, 1 kışla 1 depo, 1 cephanelik bulunmaktadır. idadi mektebi 1889'da
yapılarak eğitime açılmış, 1903'de bir tadilat gördüğü belirtilmektedir.



Osmanlının ilk dönemlerinde Kırşehir, Karaman eyaletine bağlı bir sancak
duru­mundadır. 1867'de sancak haline gelmiştir. 1902'de Ankara'ya bağlı bir
sancak olan Kırş?ehir'e Avanos, Keskin ve Çiçekdağı ilçelerinin bağlı olduğu
görülmektedir.



Kırşehir 1874'de büyük bir kıtlıkla karşylaşmıştır. 15 Mayys 1874'de
istanbul'da ya­yınlanan Basiret Gazetesi, Kırşehir'den gönderilen mektuplara
dayanarak; köylünün,kıtlıktan ölmüş hayvan, ağaç kabuğu ve ayrık otu yemek
zorunda kaldığını yazmaktadır.



11 - Yakın Tarih Döneminde Kırşehir

Kırşehir 1921 'de bağımsız mutasarrıflık haline gelmiştir. Cumhuriyet
döneminde il merkezi olmuştur. 1924'te Kırşehir'e; Avanos, Çiçekdağı,
Hacıbektaş ve Mucur bağlan­mıştır. 1944'de Kaman da ilçe haline gelince,
Kırşehir'in ilçe sayısı beş olmuştur.



20 Temmuz 1954 tarih ve 6429 sayılı kanun, Nevşehir'i il, Kırşehir'i de ona
bağlı bir ilçe haline getirmiştir. Çiçekdağı Yozgat'a, Kaman Ankara'ya,
Hacıbektaş, Avanos ve Mucur ise Nevşehir'e bağlanmıştır. 1 Temmuz 1957'de
çıkarılan 7001 sayılı kanunla Kırşehir yeniden il olmuştur. Bu yeni
düzenlemede Kırşehir'e Çiçekdağı, Kaman ve Mu­cur bağlanmıştır. Hacıbektaş
ve Avanos ise Nevşehir'e dahil edilmiştir. Akpınar (1987), Akçakent (1990),
Boztepe (1990) yılında Kırşehir'in yeni ilçeleri olmuştur. Halen Kırşe­hir'e
bağlı yedi ilçe vardır.








Son Güncelleme ( Salı, 24 Haziran 2008 )